Anket

Gölcük'te olmasını istediğiniz sosyal etkinlikler nelerdir?
Gölcükte olmasını istediğiniz sosyal etkinlikler nelerdir?
  • Sinema
  • Balık Ekmek Tekneleri
  • Konserler
  • Bowling Salonu
  • Lunapark

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

M.Hilmi ÖZBEK
M.Hilmi ÖZBEK

CUMA SOHBETİ…

8 Kasım 2018 Saat: 12:33

NE  GÜZEL YARATMIŞ YARADAN.

Şâir ne güzel demiş;

İsbâtına ne hâcet kürre-i arz ile,

Seni isbâta kâfidir bir zerre bile…

Yüce yaradan bütün âlemleri yoktan vâr etti. Özellikle de dünya’yı...

Bitkiler, hayvanlar ve canlı cansız  nice güzelliklerle bezeyip donatmış,

Havası ile, Suyu ile, Güneşi ile, ay’ı ile insanoğlunun yaşayıp mutlu olacağı yuva kılmıştır bu masmavi dünyamızı.

Benzetmek doğru olur mu bilmiyorum.(Teşbihte hata olmaz)

Bana göre dünya, çeşitli sanat eserlerinin gösterildiği bir sergiye, bir galeriye benzer.

Bu galeri, akla hayret veren biçimde ve güzellikte canlı cansız cisimler, göz alıcı renkleriyle çeşit çeşit bitkiler, her biri başlı başına bir âlem olan hayvanlarla doludur.

Bu serginin bir bölümü , hatta bir bölümündeki bir bitki veya hayvanın incelemek için yıllara ihtiyaç vardır. Bir ömür onların sadece nevilerini saymaya yetmez.

İnsanın dışındaki bütün bu yaratılmışlar, kendilerinin ve çevrelerinin varlığından habersiz, her şeyi yaratan Allah’ı tanımak ve bilmek gücünden yoksundurlar.

Yüce yaradan hak bilinmek ve tanınmak istedi.

Kendisini bilip tanıyabilecek yetenekte bir canlı yarattı, adına “İNSAN” dedi.

İnsan bu amaçla yaratıldı. “ALLAH”ı bilmeye, tanımaya memur edildi.

Nitekim yüce yaradan “Ben insanları ve cinleri ancak beni bilsinler ve bana ibâdet etsinler diye yarattım”! Buyurmuştur.

Gerçekten, Dünyada bütün yaratılan mahlukâtın ve güzeliklerin ortasında bir yıldız gibi parlayan insan; Yeryüzüne apayrı bir renk, anlatılmaz bir değer getirmiştir.

Kâinâtı ve kendi yaratılışını düşünebilen insan, Dünyada bütün varlıklardan daha üstün ve daha şerefli oldu. Bu yüzden kadını ile erkeği ile, genci ile ihtiyarı ile, câhili ile bilgini ile insan, bizâtihi şerefli ve haysiyetli bir varlık sayıldı.

Kâinatın işleyişi, yeryüzünde canlı cansız varlıkların ibretle tetkiki, bütün bunların kendiliğinden tesadüfen veya gâyesiz olarak yaratılmadığını göstermektedir.

Yaşadığımız dünyada her olayın bir sebebi, her sebebin bir müessiri “yapıcısı” vardır.

Bir kayığın, bir binanın, bir heykelin kendi kendine meydana geldiği görülmemiştir. Tohum serper gibi, harfleri serpip tesâdüfen güzel bir şiir düşürmek şansına kimse sâhip olamamıştır.

Yeryüzündeki bu göz kamaştıran varlıkları tesadüfle, tekâmülle, evrimle izah etmeye çalışan inançsızlar bile bir an gelip Peki, bütün bu mutlu tesâdüfler hep mâzide mi oldu? Niye şimdide olmuyor”? Diye sorular sormaktan kendilerini alamamaktadırlar...

İbretle bakıldığı zaman, yaratıklar arasında idrak kâbiliyetinden yoksun, hayatını sürdürme gücü son derece cılız ve çaresiz olanların imdâdına ilâhi fıtratın yetiştiği ve bunların herbirine ayrı ayrı korunma silahlarının verildiği görülür.

Cenâb-ı hak bir kısmına sivri tırnaklar, bir kısmına kuvvetli ve yırtıcı pençeler, bazılarına da parçalayıcı dişler, keskin gözler vermiştir. Bazıları kendini boynuzuyla korur, bazıları kanatları ile uçup kurtulur. Bazıları denizin derinliklerinde yüzer. Bir kısmı ise taşıdığı zehir vasıtası ile kendini korur kurtarır.

Fildeki hortum, arslandaki pençe, yılandaki zehir, akrepteki iğne gibi diğer hayvanlarda bulunan koruyucu silahlardan mahrum olan insan, aciz bir durumda idi! Fakat, insana verilen akıl, şuur, kuvvetli seziş, parlak anlayış ve irâde gücü, onu diğer canlılardan ayırmış ve hepsinden üstün bir duruma getirmiştir. İnsan sâhip olduğu bu akıl ve zekâ ile ejderhâları dize getirmiş, göklerde uçmuş, denizin dibinde seyretmiş, akıllara durgunluk veren ilerlemeler elde etmiştir.

İNSAN  SORUMLU  BİR  VARLIKTIR!

İnsanoğlu sâhip olduğu büyük yetenekleri ve diğer yaratıklarda bulunmayan eşsiz mevki-i sebebiyle (Ahsen-i takvim olarak övülmüş) birçok vazifeler yüklenmiş, türlü sorumluluklar altına girmiştir.

Yüce yaradan bu konuda şöyle buyuruyor; “ insan başıboş salıverildiğini mi zanneder..! Bizemâneti ( sorumluluğu ) göklere, yere ve dağlara teklif ettik, onlar bunu yüklenmektençekindiler. Ondan korktular da onu insan yüklendi”. (Kur’ân-ı kerim’de bu sorumluluğun hudûdu şöyle çizilmiştir. “ Andolsun asra, insan mutlak bir hüsranda ( zararda ) dır! Ancak, îman edenler, amel’i sâlih ( yararlı iş ) yapanlar, birbirlerine hakkı ( adâleti ) ve sabırı tavsiye edenler müstesnâdır”. (Bunlar zarardan kurtulmuşlardır)

Yüce yaradan bu sûrede;

a)îmân edenleri,

b)İnsanlar için yararlı işler düşünenlerin ve yapanların,

c)Hakkın ve adâletin yerleşmesi ve yayılmasına uğraşanların,

d)Sabır ve irâdeli olanların, kurtulacaklarını ve mutluluğa ereceklerini beyân etmiştir.

Bu dört prensibe uymak insanlar için bir görev, aynı zamanda bir sorumluluktur.

İnsanın “yaradılış” analizini iyi yapmalıyız..!

Bütün inananların bu sorumluluğun muhâtabı olduklarını bilmeleri gerekmez mi?

Yorum, siz okuyucularımın…

Sağlıkla kalın.

 

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Gölcük Postası Gazetesi ile doğru, tarafsız ve son dakika heberleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Yukarı ↑