Anket

Gölcük'te olmasını istediğiniz sosyal etkinlikler nelerdir?
Gölcükte olmasını istediğiniz sosyal etkinlikler nelerdir?
  • Sinema
  • Balık Ekmek Tekneleri
  • Konserler
  • Bowling Salonu
  • Lunapark

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

M.Hilmi ÖZBEK
M.Hilmi ÖZBEK

HUZURLU VE MUTLU TOPLUM NİYE DEĞİLİZ..?

11 Haziran 2019 Saat: 13:57

Bâzen şöyle geçmişe dalıp 60 lıyılları düşünüyorum, yâni bizim çocukluktan çıktığımız yılları.

O yıllardaki  yaşam şartlarını, insanlardaki  kanaatkârlığı ve tok gözlülüğeverilen değeri,bugüne baktığımdadaha iyi anlayabiliyorum.

O günün yoksul insanları Bulabildikleriyle yetinen, huzur içinde yaşayan, zenginlik hırs ve debdebede gözleri olmayan, mütevâzi kimselerdi.

Bu mütevekkil ve asil insanlar, bütün Fakruzarûretlerine rağmen yaşayış tarzlarından gâyet memnun, içinde bulundukları hayat şartlarından dolayı da o derece müsterihtiler!

 Çünkü, bulundukları zamanda teknoloji yoktu Lüks yaşam yoktu, kimsenin kimseden böbürlenecek bir üstünlüğü de yoktu..!

O günün insanlarında, bugünün insanları gibi yılların tahribatı ile asıl vechesini kaybetmiş maddeci ve materyalist insanların hırs ve ihtirasları yoktu! Osmanlı devrinin bütün ince ahlâk ve faziletlerini sinesinde yaşatan bu insanlar arasında köklü bir gönül bağı vardı…

Herkes birbirine karşı sonsuz bir sevgi, derin bir muhabbet, samimi bir kardeşlik, candan bir bağlılık duyardı. Komşuluk münâsebetleri öylesine kuvvetliydi ki, aynı mahallede veya sokakta oturan bir kişiye veya âileye gelen herhangi bir musibet ve felâket, bütün mahalle ve sokağın derdi ve elemi olurdu..!

Felâketzedeye yardımcı olmak, onu teselli etmek, derdine derman, yarasına merhem olmak için herkes bütün mahalle-sokak birbiriyle yarışırlardı… şâyet musibet hastalık ise, el birliği ile tedavisine çalışılır, ameliyat gerektiren konularda ise ameliyat ve hastane ücreti bir anda toplanır, mahalledeki herkes bu komşunun ahvâlinden haberdar edilirdi.

Bir şahsın bağı bahçesi hayvanı mı telef oldu,Üzülmeye dâhi vakit bulamazdı! Çünkü komşuları elbirlik olur yoksulluklarına rağmen ona maddi yardım toplar, onun  yüzünü güldürürlerdi.

Yangın felaketi mi oldu ?evi yanan şahsın evi de eşsiz bir yardımlaşma ve gayret neticesinde tâmir edilir, herkes fazlalıklarını getirir evi donatılırdı…

Mahalleden bir delikanlı mı evlenecek! Düğün yemeklerini yapmak komşular tarafından paylaşılır, hâli vakti iyi olanlar damat babasına maddi destek sağlarlar, delikanlılar dâmâda hizmette yarışırlardı..!

Mahalle sakinlerinden birinin kızı evleneceği zaman bütün komşu kızları ve hanımları onun çeyizine, kendi el emeği göz nûru çeyizlerinden yardımda bulunurlar sandığını hazırlar, hayır duâlarla onu gelin ederlerdi…

O zamanki insanların en nefret ettiği, (yılandan- çiyandan korkar gibi korktukları) şey, dedikoduydu..!hiç kimse, hiç kimsenin arkasından konuşmaz, kimse birbirini çekiştirmeye özenmezdi… Herkes birbirinin kusurunu hoş görür, ayıbını yüzüne vurmazdı..!

O zamanki insanlarda çekememezlik, haset, kıskançlık ve rekâbet gibi hisler bu insanların kalbinde yer tutmazdı. Herkes komşu kardeşindeki yüksek meziyetle iftihar eder, ondaki meziyeti kendi meziyeti olarak kabul ederdi.

Peki, neden o zamanki insanlar kalpleri birbirleri için çarpan, asâlet, şecâat ve zerâfet sâhibi kimseler idi..!

İslâm ahlâk ve yaşayışının, örf, âdet ve geleneğinin tam anlamıyla tatbik edildiğinden dolayı mı bu insanlar bütün güzellikleri kendinde toplamışlardı? Doğrusu düşünmeye değer…

O günlerden aklımda kalan; Bu kasvetli, kasketli. 1 nci, ikinci ve Bafra gibi fakirlerin içtiği  sigaraları alıp içebilen kırmızımtırak benizli, 60-70 yaşın verdiği olgunluk çağındaki bu insanlar mâlî durumları hiç de iyi olmamasına rağmen ellerinin ve gönüllerinin cömertliği ile de, bütün çocukların sevgilisi idiler.

Şimdi düşünüyorum da, o gün yaşayan insanlar için teknoloji yok, lüks yok, çalışacak fabrika yok denecek kadar az. Aylık belli bir gelir yok..!Ama, hakkını hak bilip bu hakka râzı olmak var! Başkasının hakkını kapma! Başkasının elindekine sâhip çıkma gibi bir yarış içinde hiç olmazlardı. Demekki kalplerinde kanâat ve rızâ gibi en yüksek insâni hisler mevcutmuş..!

Peki ya bugün… Bu gün durum öyle mi..?

Başkasının önündekini kapma, başkasının elindekine sâhip çıkma yarışı içinde bulunanlar..! Günümüzde artık alkışlanan  veîtibar gören insanlar olup, çıkmışlar.

İşte tam da burada yazımızın başlığına eşdeğerşu sözler önem kazanıyor.

Eskiler mi mutluydu?

Bizler mi mutsuzuz..!Acaba.

 siz karar verin…!

ÖZETLERSEK :

Tabîki eskiler mutluydu desek yeridir… Çünkü, onlar kanâatkardı..! Bulduklarına kanâat ederlerdi, lüks ve şatafat yoktu..! Herkesin evinde tahtadan sedir, ottan, samandan doldurulma divan yastığı..! Buzdolabı yerine, duvar oymalarında tel dolaplar mevcuttu ve kimsenin diğerine, mal, mülkte üstünlüğü olmadığı gibi. Böbürlenmesi de olmazdı.

Ama günümüz insanı öylemi..!

Kanâatsiz..! Doyumsuz..! Lükse düşkün..! Alışveriş çılgını..! Başkalarında olan bende niye olmasın hasedi ve kıskançlığı ile yaşantısını sürdürmektedir.

Böyle bir tablodan da,bugün huzurlu, mutlu bir toplum çıkmayacağı âşikardır…

Sağlıklı kalın.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Gölcük Postası Gazetesi ile doğru, tarafsız ve son dakika heberleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Yukarı ↑