Armağan TEKE

Komşuluk, saygı ile hareket etmektir

14 Ocak 2022 Saat: 16:51

Şehirlerde artan nüfusla birlikte, yeni yerleşim alanları yapılarak, binalar inşa ediliyor.Toplu olarak yaşadığımız ve zamanımızın büyük bir kısmını geçirdiğimiz binalarda komşuluk ilişkileri ayrı bir önem taşıyor. Bazı yerlerde gerçek komşuluğun yerini sözde komşuluğun aldığını da görebilmek maalesef mümkün oluyor. Komşuluk dayanışmadır, yardımlaşmadır en önemlisi de birbirlerine karşı saygılı olmaktır. Kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı olmadığı düşüncesiyle, özellikle ortak yaşanılan binalarda herkesin uyması gereken toplum kurallarına riayet etmesi gerekiyor.

Komşuluk, öncelikle binalarda oturan bireylerin birbirlerine saygı duymasıyla başlıyor. Çünkü saygının geçerli olmadığı yerde herhangi bir şeyden de bahsetmek mümkün olmuyor. Aynı binada oturduğu halde birbirini tanımayan, tanısa bile saygı duymayan kişilerin göstermiş olduğu davranışlarda olabiliyor. İnsanların birbirlerine karşı saygılı olması içinse mutlaka birilerinin söylemesine de gerek kalmaması gerekiyor. Nihayetinde hangi davranışların saygı çerçevesi içinde olduğunu, hangisinin ise saygısızlık kavramına girdiğini aynı binada yaşayan insanların bilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Küçük yerleşim yerlerindeki komşuluk ilişkilerini, nüfusu daha fazla olan yerlerde görebilmek pekte mümkün olmuyor. Daha az nüfus yoğunluğuna sahip olan yerlerde komşuluk ilişkileri birbirine daha kuvvetli bağlarla bağlı iken, büyük kentlerde bu oran azalabiliyor. Şehirleşmenin ve ortak yaşamanın getirdiği birtakım sorumlulukları bulunuyor. Ortak olarak bulunulan yerlerde herkesin uymak durumunda bulunduğu kurallar, kişilere göre değişmemekle birlikte, toplumu kapsamaktadır.  

İnsanların aynı binada her gün karşılaştığı komşusuna en azından selam vermesi, toplu olarak yaşanılan yerlerdeki yaşamın bir gereğidir. Fakat bazı bireyler karşısındaki kimseye selam vermekten dahi imtina edebiliyor. Oysa aynı binayı paylaştığımız kimselerle selamlaşmak, hatta hal hatır sormak komşuluk ilişkilerinin sıcak kalmasında önem taşıyor. Gerçek komşuluk denildiğinde komşunun iyi gününde de kötü gününde de yanında olan, sergilemiş olduğu tutum ve davranışlarla komşunun hakkını gözeten, ‘ben’ değil ‘biz’ duygusuna sahip olan, ortak yaşanılan yerlerde saygı kavramının öncelikli olduğunu bilen, komşularını rahatsız etmeyen, nezaket kurallarına uyan, komşusu ihtiyaç duyduğunda yardımına koşarak giden kimseler aklımıza gelmelidir. 

Komşulukta esas olanın ise bahsettiğim gibi saygı olduğunu düşünüyorum. Saygı kavramının yeterince yerleşmediği bazı yerlerde, bu olgudan bahsetmekte neredeyse imkansız hale geliyor. Saygı kavramının toplumda daha çok yer bulması ve insanların bir başkasına saygıyla yaklaşması için empati yapılması yeterli olacaktır. Maalesef günlük yaşantımızda çoğu kez empati yapılmadığından duyarsızlık ortaya çıkabiliyor. Bu yalnızca aynı binada yaşayan vatandaşlar için değil, hayatın bütün aşamasında geçerli olmalıdır. 

Birde komşuluk hukuku vardır ki, bunun gereği olarakda, kimse ortak olarak yaşanılan yerlerde koku, toz çıkaran etkinliklerde bulunmaz. Aynı binada oturan kimseleri rahatsız etmez. Zaten kimsenin bir başkasını da rahatsız etmeye hakkı olamaz. Fakat saygı kurallarına uymayan, komşularının haklarına saygı göstermeyen, apartmanda yaşamanın ne olduğunu bilmeyen bazı duyarsız kimselerinde olduğunu da görebilmek mümkün oluyor. İnsanlara karşı saygısı olmayan kimselere de ne derseniz deyin bir şey fark etmiyor. Zaten o kimseler saygıdan bir haberse, söylenenlerde bir anlam ifade etmeyecektir.